Kazım Karabekir
Kâzım Karabekir'in Hayatı
Ailesi
Şark Cephesi komutanı, Millî Mücadele Kahramanı ve Siyaset Adamı Kazım Karabekir Paşa 1882 yılında İstanbul Kocamustafapaşa’da doğmuştur. Ailesi Karaman’ın Gafariyat (şimdiki ismi ile Kazım Karabekir İlçesi) kasabasındandır. Babası Mehmet Emin, Kırım Savaşı’na 16 yaşında gönüllü olarak yazılmış, Silistre ve Sivastopol Muhaberelerine katılmış, bu muharebelerden gazi olarak İstanbul’a dönmüştür. Mehmet Emin Efendi savaş sonrası memleketine dönmemiş, orduda alaylı olarak astsubay olarak kalmıştır. Mehmet Emin Efendi orduda gösterdiği başarılar sonrası subaylığa yükseltilmiştir. Mehmed Emin Bey, binbaşı iken Kastamonu alay beyliği ve yarbay iken de İskilip Kaymakamlığı görevlerinde bulunmuştur. Sonra sırasıyla Hakkâri, Van ve Harput’ta alay beyliği görevlerinde bulunmuş, en son görevi Mekke’de vali vekaleti görevinde iken Jandarma Paşalığına terfi etmiştir. Ancak kısa bir süre sonra kolera salgınından Mekke’de vefat etmiştir. Kâzım Karabekir Paşa’nın annesi ise Hacı Havva Hanım’dır. Mehmet Emin Paşa’nın 1893’te Mekke’de ölmesi üzerine Havva Hanım İstanbul’a dönmüş ve beş erkek çocuğuna hem annelik hem babalık yaparak onları en iyi şekilde yetiştirmeye çalışmıştır. Havva Hanım 1917 yılında İstanbul’da vefat etmiştir. Kazım Karabekir Mehmet Emin Paşa ile Havva Hanım’ın beş erkek çocuğunun en küçüğüdür, abileri sırasıyla Hamdi, Hilmi, Şevki ve Hulusi beylerdir.
Okul yaşamı
Kazım Karabekir, ilk okul hayatına önce İstanbul’da mahalle mektebinde başlamıştır. Daha sonra babasının görevi sırasında bulundukları Van ve Harput mahalle mekteplerinde eğitimine devam etmiştir. Mekke’de bulundukları dönemde ilk okul eğitimini burada tamamlamıştır. Kazım Karabekir babasının ani ölümü üzerine ailesiyle birlikte İstanbul’a döndükten sonra Fatih Askeri Rüştiyesine yazılmış, buradan mezun olduktan sonra da Kuleli Askeri İdadisine devam etmiştir. 1900 yılında Pangaltı Harbiye Mektebi’ne girmiştir. Burada Almanca ve Rusça dersleri almış, 6 Aralık 1902 günü “Piyade Teğmeni” rütbesiyle, sınıf birincisi olarak mezun olarak, Kurmay Sınıfı’na ayrılmıştır. Erkan-ı Harbiye Mektebi’ni (Harp Akademisi) de1905 yılında birincilikle bitirmiş ve “Altın Maarif Madalyası” ile ödüllendirilmiştir. .
Manastır ve Arnavutluk Görevleri
Kurmay yüzbaşı rütbesiyle ordu saflarına katılan Kazım Karabekir’in ideali bir an önce Balkanlara giderek, burada kıta hizmetine başlamaktı. Ancak Okul idaresi gösterdiği başarı nedeniyle öğretmen olarak okulda kalmasını istiyordu. Kurmay Yüzbaşı Kazım Karabekir bunu kabul etmeyip iki yıllık stajını yapmak üzere görevlendirildiği 3. Ordu süvari topçu ve piyade bölük komutanlığı hizmetlerini tamamlamak üzere Manastır’a gitmiştir. Burada birçok kere Rum ve Bulgar çeteleriyle uğraşmak zorunda kalmıştır. Bulgarlarla yapılan büyük bir çarpışmadan sonra Kolağası (Ön Yüzbaşı) rütbesine yükseltilmiştir. 1907 yılında İstanbul Harbiye Mektebi Tabiye muallim muavinliğine tayin edilmiştir. Manastır ve İstanbul’da İttihat ve Terakki Cemiyetlerinin ilk merkezlerinin kuruluşunda görev almıştır. Meşrutiyetin ilanından sonra Edirne’de 3. Fırka kurmay başkanlığına getirilmiştir. 31 Mart olayı üzerine Hareket Ordusu ile İstanbul’a gelmiş, Yıldız Sarayı’nın işgalinde bulunmuştur. 1910 Arnavutluk isyanının bastırılmasından sonra kolordunun hareket şubesi şefi ve kısmen de kurmay başkan vekili olarak bulunmuştur. 1912 de binbaşılığa terfi etmiştir.
Balkan Savaşı
Kâzım Karabekir, Balkan Savaşı sırasında Edirne 10. Tümen Kurmay Başkanı idi. Bulgarların Edirne’yi kuşatmaları sırasında Ordu kumandanı Şükrü Paşa ile birlikte büyük fedakarlıklarla uzun süre düşmana karşı direnmişlerdir. Fakat, açlık ve cephanesizlik nedeniyle 22 Nisan 1913 günü Bulgar ordusuna esir düşerek, Sofya’ya götürülmüştür. 21 Temmuz 1913’te Edirne’nin geri alınışından sonra Bulgaristan ile imzalanan İstanbul Antlaşması’yla Sofya’daki esaretten kurtulup İstanbul’a dönmüştür.
I. Dünya Savaşı’ndaki Faaliyetleri
1914’te başlayan 1. Dünya Savaşı’na kaymakam (Yarbay) rütbesiyle katılan Kazım Karabekir, Çanakkale muharebesinde Fransızlara karşı Kerevizdere’de kazandığı başarı üzerine Miralaylığa (Albaylığa) terfi etmiştir. Daha sonra Alman Mareşali Graf Von der Gotz Paşa’nın kurmay başkanı olarak Irak’a gitmiş ve Mareşalin vefatından sonra 18. Kolordu komutanı olmuştur. Kut’ül Amare Muharebesinin sonuna kadar bu görevde kalmıştır. 1917 yılı başlarında Diyarbakır mıntıkasındaki 2. Kolordu Komutanlığı vekâletini atanmıştır. Osmanlı 9.Ordusunnun yeniden düzenlenmesi sırasında 1. Kafkas Kolordu Komutanlığına atanmıştır. 1. Kafkas kolordu komutanı olan Kâzım Karabekir, elindeki az askere ve silaha rağmen 13 Şubat 1918’de Erzincan’ı, 12 Mart 1918’de Erzurum’u ve daha sonra da Sarıkamış ve Kars’ı Ermenilerden tamamen temizlemiştir. Kırk yıl Rus zulmünde kalan Kars’ı kurtarmış komutan olarak tarihe geçmiştir. Başarılarının sonucu olarak çeşitli madalya ve nişanlarla ödüllendirilmiştir. Kars’ın geri alınması sonrasında Mirliva (Tuğ – Tümgeneral) rütbesine yükseltilmiştir. Kars’ın alınmasından sonra askerî harekâtına devam eden Kazım Karabekir Paşa, 15 Mayıs 1918’de Gümrü şehrini ele geçirmiştir. Bu başarıları ile Ermeni yönetimini barışa zorlamış, Batum Antlaşması imzalanmıştır. Bundan sonra Nahçıvan ve Tebriz’i ele geçiren Kazım Karabekir Paşa, İran Azerbaycan’ından İngiliz Kuvvetlerini çıkartmaya muvaffak olmuştur. Bakü istikametine hareket edecekken 30 Ekim 1918’de imzalanan Mondros Ateşkes Anlaşması gereğince kolordusu lağvedildiği bildirilmiş ve İstanbul’a çağrılmıştır.
İstiklal Savaşı
Kazım Karabekir, İstanbul’da görev alarak pasif hale gelmenin, vatanın karşılaştığı felakete seyirci kalmak demek olduğunu ve genç komutanların Anadolu’ya ordularının başına gönderilmesi zaruretini ve kendisinin de doğuya tayin olunmasını, ilgililere telkin ve teklif etmiştir. Bu arada, Millî Mücadeleye girişmek isteyen Mustafa Kemal Paşa ile Şişli’deki evinde yaptıkları görüşmeler sırasında O’na da Anadolu’ya geçme teklifinde bulunmuştur. Vatan kurtuluşunda müspet bir hizmet başarabilmenin ancak hep birlikte Anadolu’ya geçmekle mümkün olacağına inanan Kazım Karabekir, tayin edilmiş olduğu Tekirdağ’daki 14. Kolordu Komutanlığından doğuda yeniden kurulacak olan 15. Kolorduya tayininin yapılmasını sağlamıştır. Kâzım Karabekir Paşa Erzurum’daki karargâhına gitmek üzere, 12 Nisan 1919 yılında Gülcemal adlı yolcu vapuruyla Trabzon’a doğru yola çıkmıştır. 19 Nisan 1919’da Trabzon’da tekrar Anadolu toprağına ayak basmıştır. Burada ilk önce Muhafaza – i Hukuk Heyeti üyeleriyle görüşmüş ve onların kendisine bağlanmalarını sağlamıştır. Trabzon’dan ayrıldıktan sonra Gümüşhane, Bayburt üzerinden Erzurum’a gelen Kazım Karabekir, buradaki Müdafaa – i Hukuk Heyeti’nin üyeleriyle görüşmüştür. İzmir’in işgal haberini alınca halka moral kazandırmak ve durumdan haberdar etmek için mitingler düzenlemiştir. Buradaki görevi sırasında önemle durduğu konular şunlar olmuştur; tüm şartları zorlayarak silahlanmayı sağlamak ve düşmana kesinlikle silah veya cephane teslimini engellemek; Ermeni propagandalarına inanmamak, Erzurum’da Doğu illeri temsilcilerinden oluşan büyük bir kongre toplamak, İzmir’in işgali sonrasında Erzurum’da bir kongre toplanması önerisi kabul edilmiş ve 30 Mayıs 1919’da her tarafa davetiyeler gönderilmiştir. Bu sıralarda Mustafa Kemal Paşa 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkmış ve hemen Kâzım Karabekir ile temasa geçmiştir. Erzurum Kongresi’nin toplanma kararını öğrenen Mustafa Kemal bunu takdir ettiğini Kâzım Karabekir’e telgraf ile bildirmiştir. Ayrıca 22 Haziran’da Amasya Genelgesi’ni yayınlayarak kongrenin toplanacağını yurdun dört bir yanına bildirmiştir. Böylece kongre yöresel değil de ulusal önem kazanmıştır. Bu olay üzerine, Mustafa Kemal Paşa’nın Anadolu’daki eylemlerinden çekinen İstanbul Hükümeti (İngilizlerin baskıları sonucu), Paşa’yı İstanbul’a çağırmıştır. Bu emre Mustafa Kemal Paşa’nın şiddetle karşı çıkması üzerine İstanbul Hükümeti, kendisini görevden almakla tehdit etmeye başlamıştır.
Emrindeyiz Paşam!
Mustafa Kemal Paşa’nın geri dönmesinde ısrar eden İstanbul Hükümetinin baskıları karşısında Mustafa Kemal Paşa yanındaki Rauf Bey (Orbay) ve diğer arkadaşlarıyla birlikte 3 Temmuz 1919’da Erzurum’a gelmiştir. Kazım Karabekir Paşa Ilıca girişinde kendilerini karşılamış ve Erzurum’da kendisine güvenli bir ortam sağlamıştır. Ancak baskıların devam etmesi üzerine Mustafa Kemal Paşa 7-8 Temmuz 1919 gecesi askeri görevlerinden ve askerlikten istifa ettiğini bildiren telgrafı saraya göndermiştir. Mustafa Kemal artık sivildir. Yanındaki Rauf Bey ile birlikte durum değerlendirmesi yaparken, kurmay başkanı Kazım Bey (Dirik) odaya girmiş: “Paşam siz istifa ettiniz. Ben kimden emir alacağım ve bu evrakları kime imzalatacağım” demiştir. Mustafa Kemal yıkılmıştır. Masaya bırak demiş, Kazım Bey evrak dosyasını masanın üzerine bırakarak çıkmıştır. Mustafa kemal, son derece üzüntülü ir ifade ile “Görüyor musun Rauf, şimdiden herkes bizi bırakmaya başladı. Millî Mücadele başlamadan bitecek”. O sırada yaveri Cevat Abbas odaya girer: “Kazım Karabekir Paşa bir bölük süvari ile geliyor” haberini verir. Mustafa Kemal bir ker daha sararmıştır. “Tamam gelsin” diyebilmiştir. Kazım Karabekir Paşa odaya girmiş, Mustafa Kemal Paşa’yı saygıyla selamladıktan sonra: “Kumandamda bulunan zabitan ve efradın hürmet ve tanzimlerini arza geldim. Siz bundan önce olduğu gibi bundan böyle de muhterem kumandanımsınız. Kolordu komutanına mahsus araba ile maiyetinize bir takım süvari getirdim. Hepimiz emrinizdeyiz.” Diyerek kendisine açıkça destek olmuştur. Mustafa Kemal, duygulu bir halde Kazım Karabekir’in boynuna sarılarak bu eski arkadaşını birkaç kez öper. Kurtuluşun yıldızı o gün Erzurum’daki tarihi konakta parlamıştır. 10 Temmuz’da toplanan Erzurum Kongresi’nin Türk Millî Mücadelesindeki yeri ve önemi çok büyük olmuştur. Bu kongrenin Temsil Heyeti’ne görevi nedeniyle seçilen Kazım Karabekir Paşa, Sivas Kongresi çalışmalarını da yakından takip etmiş ve kongrenin aldığı kararları desteklemiştir. Millî Mücadele hareketi boyunca Edirne Milletvekili ve Doğu Cephesi Komutanı olarak görev yapmıştır. 1920’de Ermenilerce işgal edilen doğu illerini geri almak üzere Ermeni harekâtını başlatmış, Sarıkamış ve Kars’ı Ermeni işgalinden tekrar kurtarmıştır. Bu başarısı üzerine 31 Ekim 1920’de TBMM tarafından Ferikliğe (Korgeneralliğe) yükseltilmiştir. 2 Aralık 1920’de Ermenilerle Gümrü anlaşmasını imzalamış, Rus ve Kafkasya Hükümetleri ile yapılan Kars Antlaşmasına ait görüşmeleri Ankara Hükümeti Murahhas Heyeti Başkanı olarak başarıyla sonuçlandırmıştır. Moskova Anlaşması ile birlikte doğu sınırlarımız belirlenmiş ve güvence altına alınmıştır. Doğudaki bu başarının ardından Batı Anadolu’daki Orduların başarılarını sağlamak üzere, doğudaki ordunun büyük kısmını ve askeri silah ve mühimmatı Batı Cephesine göndererek, Batı Cephesindeki zaferlere de katkı sağlamıştır.
Sivil ve Siyasi Hayatı
Millî Mücadelenin zaferle sonuçlanmasından sonra Batı ve Doğu Cephelerinin lağvedilmesi üzerine 1. Ordu Müfettişliğine tayin olunmuştur. Meclisin 2. devresinde İstanbul Milletvekili olarak bulunmuştur. 21 Kasım 1923'de "Millî Mücadelemizde Siyasi ve Savaş Yararlılığı" görülenlere verilen yeşil ve kırmızı şeritli İstiklal Madalyası ile ödüllendirilmiştir. 1924 yılında Aydın eşrafı Cemal Bey’in kızı İclal Hanımla evlenmiştir. Ordu sisteminde yapılan değişiklikler ve yetkilerinin kısıtlanması üzerine1924 yılında Birinci Ordu Müfettişlik görevinden istifa ederek, Mecliste sivil olarak İstanbul Milletvekilliğini seçmiştir. Aynı yıl Halk Fırkasından da istifa etmiş, Rauf Orbay, Ali Fuat Cebesoy, Refet Bele, Cafer Tayyar Eğilmez ve arkadaşları ile Cumhuriyet Devrinin ilk muhalefet partisi Terakki Perver Cumhuriyet Fırkasını kurmuşlardır. Kazım Karabekir Paşa, Partinin ilk ve son Genel Başkanlığına seçilmiştir. Ancak parti, 1925’te çıkan Şeyh Sait isyanı ve Takriri Sükûn kanunu uygulaması sonucunda bir süre sonra kapatılmıştır. Kâzım Karabekir Paşa, ertesi yıl 22 Haziran 1926’da Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Paşa’ya düzenlenmek istenen İzmir suikastında rolü olduğu ileri sürülerek Ankara’da tutuklanıp İzmir’e götürülmüştür. Suikastı araştırmak amacıyla İzmir’e gelen Ankara İstiklâl Mahkemesi’nde idamla yargılanmıştır. 23 Temmuz’da söz konusu olayla bir ilgisi olmadığı anlaşılarak, mahkeme üyelerinin oy birliği ile beraat etmiştir. 5 Kasım 1927’de isteği dışında Ordu’dan emekli edilen Kazım Karabekir, 1938 yılına kadar Erenköy’deki bugün Müze olan köşkünde inzivaya çekilmiştir. Bu dönemde 1927 yılında dünyaya gelen ikiz kızları Hayat ve Emel ile yakından ilgilenme fırsatı bulmuştur. Yakın tarihimize ışık tutan eserlerini bu dönemde kaleme almıştır., 1938 yılı sonunda Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün isteği ile tekrar İstanbul Milletvekilliğine seçilmiş 6.,7. ve 8. dönemlerde İstanbul Milletvekilliği yapmıştır. 1941 yılında 3. kızı Timsal dünyaya gelmiştir. 5 Ağustos 1946 tarihinde TBMM Başkanlığına seçilmiş 26 Ocak 1948’de bu görevdeyken geçirdiği kalp krizi nedeniyle 66 yaşında vefat etmiştir.
Kazım Karabekir ve Çocuk Davası
Kazım Karabekir doğuda bulunduğu sürece yalnız askeri ve siyasi konularda çalışmamış bölgenin sosyal ve kültürel yapısıyla da yakından ilgilenmiştir. Özellikle bölge çocuklarına eğitim sahasında da çok büyük hizmetler yapmıştır. Birinci Dünya Savaşı sırasında Ermeni çeteleri tarafından katledilen ailelerin yetim yavrularına gerçek bir baba olmuştur. Yaklaşık 4000 Erkek 2000 Kız evladı içine düşmüş oldukları kötü şartlardan kurtarmış ve vatana faydalı, eğitimli, sağlıklı ve her biri çeşitli meslek sahibi bireyler haline getirmiştir. Çocukların eğitiminin yanı sıra halkın eğitimi ile de yakında ilgilenmiştir. Başta Erzurum ve Sarıkamış olmak üzere bölgenin çeşitli illerinde ve ilçelerinde okullar kurmuştur. Sarıkamış’ı bir “Çocuk kasabası” haline getirmiştir. “İbret Sahneni” isimli tiyatro kurmuştur. Burada yetim evlatları için yazdığı ve bestelediği müzikal oyunlarla halka vermek istediği mesajları vermiştir. Kazım Karabekir bu çalışmaları nedeniyle halk arasında “Yetimler Babası” unvanıyla anılmıştır.
Fotoğraflar
